© Ajans Kuşadası 2020 | Her Hakkı Saklıdır.

Kuşadası’nda Tarih Gün Yüzüne Çıktı: Postamenti Bulundu

EKODOSD, Kuşadası Yılancıburnu’nda deniz içinde bulunan Roma İmparatorluk Dönemi’ne ait bir postamentin güvenlik gerekçesiyle Aydın Arkeoloji Müzesi’ne taşındığını açıkladı. Bölgenin hem arkeolojik hem de ekolojik açıdan büyük bir potansiyele sahip olduğuna dikkat çekildi.

Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD), Aydın’ın Kuşadası ilçesi Hacıfeyzullah Mahallesi Yılancıburnu mevkiinde, 1. Derece Arkeolojik Sit alanı içerisinde yer alan sahil bandında önemli bir arkeolojik buluntuya rastlandığını duyurdu. Deniz içerisinde yaklaşık 1,5 metre derinlikte tespit edilen mermer postamentin, güvenlik riski nedeniyle Aydın Arkeoloji Müzesi bahçesine taşındığı bildirildi. EKODOSD tarafından yapılan açıklamada, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında değerlendirilen, yaklaşık 40 santimetre yüksekliğinde ve 37 santimetre genişliğindeki postamentin in-situ durumda olmadığı belirtildi. Eserin birileri tarafından alınmasının önüne geçmek amacıyla Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nün yazılı olarak bilgilendirildiği ve müze uzmanlarının gözetiminde güvenli alana taşındığı ifade edildi.

“BUGÜNE KADAR SİSTEMLİ BİR KAZI YAPILMADI”
Konuyla ilgili EKODOSD’un sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda “Aydın İli, Kuşadası İlçesi, Hacıfeyzullah Mahallesi Yılancıburnu Mevkii 1. Derece Arkeolojik Sit alanı içerisindeki sahil bandında, denizin 1,5 m içerisinde bir Postamentin bulundu. Bulunan Postamentinin birileri tarafından götürülmemesi için, Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’ne yazıyla bilgilendirdik. 2863 Sayılı Kanun kapsamında kalan ve mermerden yapılmış in-situ durumda olmayan yaklaşık 40 cm yüksekliğinde, 37 cm genişliğindeki postamentin, güvenlik riski nedeniyle Aydın Arkeoloji Müzesi bahçesine, müze uzmanları tarafından taşınması sağlandı. Geçmiş yıllarda, parçanın bulunduğu Yılancıburnu mevkiinde, ADÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Arkeoloji Bölümü Klasik Arkeoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Aydın Erön’ün gerçekleştirdiği çalışmalar ışığında Geç Kalkolitik Çağ’dan başlayarak Bizans Dönemi’ne kadar iskan gördüğü saptanmıştı. Kuşadası’nın önemli arkeolojik alanlarından biri olan Yılancıburnu’nda, önceki yıllarda yapılan kurtarma kazısı haricinde bugüne kadar sistemli bir kazı çalışması yapılmamıştır. Yeni bulunan taşın mermer malzemeden üzerine sütun gelecek şekilde yapılmış Roma İmparatorluk Dönemi’ne ait olduğu tahmin edilmektedir. Henüz bir kazı çalışması yapılmamış olmasına rağmen, yüzey çalışmalarıyla bile birçok bulguya rastlanan Yılancıburnu’nda, son olarak 2025 yılı Şubat ayında, dalgaların aşındırdığı geç döneme ait bir duvarda devşirme olarak kullanıldığı anlaşılan, Arkaik Dönem’e ait bir Kouros Torsosu (genç erkek heykeli gövdesi) bulunmuştu. 1982 yılında da Yılancıburnu’nda yapılan kurtarma kazıları sırasında, Pamukkale Üniversitesi arkeoloji bölümünden emekli Öğretim Üyesi Dr. Mustafa Büyükkolancı tarafından MÖ 570-550’lere tarihlenen arkaik bir Kore (genç kadın heykeli) bulunmuş ve Selçuk Efes Arkeoloji Müzesi’ne götürülmüştü” ifadeleri kullanıldı.

 

“TURİZME ÖNEMLİ BİR KATKI SAĞLAYACAKTIR”
Yapılan paylaşımın devamında, “Aynı alandan iki önemli eserin çıkması bilim insanlarının da ilgisini çekti. Adnan Menderes Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Suat Ateşlier, Kouros ve aynı alandan bulunmuş olan Kore heykellerinin, bu alanda MÖ 570’lerde henüz hangi tanrı veya tanrıçaya ait olduğu bilinmeyen bir tapınağın varlığını net bir şekilde ortaya koyduğunu vurgulamış, heykelin üzerinde (“Tes Ekklesias”, Meclise/Kiliseye ait) Grekçe bir yazıt olduğunu söylemişti. Bu heykellerin bir başka antik kentten taşınma olmadığını, o alanda veya çok yakınında bir kutsal alana, tapınağa kentin hayırsever, asil ve ileri gelen aileleri tarafından adak olarak dikilmiş olabilecekleri belirtilmişti. Kentin içinde yer alan ve 1. Ve 3. Derece Arkeolojik Sit kapsamındaki Yılancıburnu’nda, karasal ve denizel alanlarda bir kazı çalışması yapılması halinde yeni sürprizlerle karşılaşılacağını düşünüyoruz. Kentin içinde bulunan Yılancıburnu’nda yapılacak çalışmalar sonucunda ortaya çıkarılacak yapılar ve sürpriz eserler Kuşadası turizmine de önemli katkısı olacaktır” sözlerine yer verildi.

“SAHİP ÇIKILMASI GEREKİYOR”
Paylaşım şu şekilde sonlandırıldı: “Yılancıburnu sadece kültürel açıdan değil, denizel biyoçeşitlilik açısından da zengin türlere ev sahipliği yapmaktadır. Birçok deniz canlısının üreme, beslenme ve yaşam olan Akdeniz endemiği Posidonia oceanica denilen deniz eriştelerinin en zengin olduğu yerlerin başında, Güvercinada – Yılancıburnu arasındaki alan gelmektedir. Deniz çayırlarıyla dolu olan bu koy adeta yavru balıkların üreme merkezi durumunda olup, kıyı balıkçılığı için de çok önemlidir. Caretta caretta İribaşlı Deniz Kaplumbağası ve Chelonia mydas Yeşil Deniz Kaplumbağalarının önemli beslenme alanlarından birini oluşturmaktadır. Doğal ve kültürel kaynak değerleri açısından önemli zenginlikleri barındıran Yılancıburnu, Güvercinada ve Kese Dağı’yla birlikte Kuşadası’nın bugüne kadar bozulmamış en güzel doğal peyzajına sahiptir. Her Kuşadalının mutlaka bir anısının geçtiği, denizinde yüzdüğü bu alanın, doğal ve kültürel kaynak değerlerinin ve peyzajının bozulmadan geleceğe taşınması için tüm Kuşadalıların sahip çıkması gerekir.”

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER